Çaldıran muharebesini tasvir eden bu duvar resminde, sağ tarafta Osmanlı ordusu bulunmakta, solda ise Safevi ordusu. Sağ üst köşede Osmanlı ordusunun topları görülebilmekte ki galibiyette en büyük pay onlara aittir. Yine bu resimde I. Selim bildiğimizin tersine gayet gür sakalıyla ordusunun önünde yer almakta. Sağ alt köşede muharebe ile ilgili notta şöyle yazmakta; Safevi ordusu mühimmat eksikliği yüzünden yenilmiştir.
31 Aralık 2010 Cuma
Kırk Sütun Sarayı (Çehel Sütun Sarayı)- Duvar Resimleri
Gülru Necipoğlu'nun Topkapı Sarayı ile ilgili kitabından mukayeseli bir bakış açısını buraya taşıyoruz.
Hemen hemen görünmez olan Osmanlı Sultanlarının tersine Safevi ve Babürlü hükümdarları, soylu devlet adamları ile birlikte, düzenli olarak kabul törenlerine ve şenliklere katılırlardı. İsfahan Çihil Sütün Sarayı'ndaki 17. yüzyıl duvar resimlerine elçiler ve diğer devlet adamlarıyla oturan Safevi hükümdarlarının, ellerinde şarap kadehleriyle, önlerinde dans eden rakkaseleri seyrederek eğlendikleri bu saray şölenlerinden bazıları betimlenmiştir. Babürlü hükümdarları da buna benzer şölenler verdikleri gibi, her gün derbâr denen resmi kabul törenleri düzenler, ayrıca da saray surları dışında toplanmış devlet adamları, halk ve filleri jharoka denen tören pencerelerinden izlerlerdi. Safevi ve Babürlü saraylarında düzenlenen törenlerin ortak kökleri, şarap, müzik, dans ve şiirler eşliğindeki zengin ziyafetleriyle Şehnâme'deki hükümdarlık anlayışını izleyen ünlü Timurî meclislerindendir.
Hemen hemen görünmez olan Osmanlı Sultanlarının tersine Safevi ve Babürlü hükümdarları, soylu devlet adamları ile birlikte, düzenli olarak kabul törenlerine ve şenliklere katılırlardı. İsfahan Çihil Sütün Sarayı'ndaki 17. yüzyıl duvar resimlerine elçiler ve diğer devlet adamlarıyla oturan Safevi hükümdarlarının, ellerinde şarap kadehleriyle, önlerinde dans eden rakkaseleri seyrederek eğlendikleri bu saray şölenlerinden bazıları betimlenmiştir. Babürlü hükümdarları da buna benzer şölenler verdikleri gibi, her gün derbâr denen resmi kabul törenleri düzenler, ayrıca da saray surları dışında toplanmış devlet adamları, halk ve filleri jharoka denen tören pencerelerinden izlerlerdi. Safevi ve Babürlü saraylarında düzenlenen törenlerin ortak kökleri, şarap, müzik, dans ve şiirler eşliğindeki zengin ziyafetleriyle Şehnâme'deki hükümdarlık anlayışını izleyen ünlü Timurî meclislerindendir.
Gülru Necipoğlu, 15. ve 16. yüzyılda Topkapı Sarayı, Mimari,Tören ve İktidar, Ter: Ruşen Sezer, Yapı Kredi Yayınları , İstanbul 2007, s. 318
28 Aralık 2010 Salı
II. İran Seferi, Bölüm 10, İsfahan
Nakşı Cihan Meydanında kara kalem çalışanların arasından geçerek Çehel Sutuno Sarayına (kırk sütün) gidiyoruz. Saray meydandan yürüyerek beş dakika uzaklıkta Ali Kapı sarayının tam arkasında bulunmakta. Şah Abbas'ın İsfahan'da yaptırdığı bir başka nadide eser. Sarayın çok geniş bir bahçesi var, önünde büyük bir havuz. İsmini de bu havuzdan dolayı alıyor. Aslında sarayın ana girişinde yirmi sütün bulunmakta fakat bunların havuzdaki yansımalarından dolayı kırk sütün sarayı denmekte. Sütunlar ahşaptan yapılmış ayaklarında taştan yapılmış aslan figürleri bulunmakta. Sütunların üzerini kapatan tavanda değişik geometrik formlarla bezenmiş. Sütünlardan sonraki ana giriş kapısı aynalarla kaplanmış. Büyük salona dar koridorlardan sonra ulaşılıyor. Buranın dört bir yanı duvar resimleriyle kaplı. Bunlardan bir tanesi, I. Selim ile Şah İsmail'in harbe tutuştuğu Çaldıran meydan muharebesini tasvir ediyor. İlginçtir ki bu muharebede Şah İsmail mağlup olmasına rağmen bu durumu sarayın duvarlarına taşımışlardır. Hatta altında Şah İsmail'in cebehane eksikliğinden dolayı mağlup olduğuna dair bir not düşmelerine rağmen. Bunun dışında Özbek Hanı ile işret meclisini tasvir eden bir başka duvar resmi de mevcut.
19 Aralık 2010 Pazar
Mührü Namaz
Şii inançlarına göre secde edilen yer başkalarının bastığı yer olmamalıdır. Bunun yerine Kerbela toprağından hazırlanmış mührü namazları secdede alınlarının yere değdiği noktaya koyarlar. Mütedeyyin Şiilerin alınlarında namaz kılmaktan dolayı mührü namazın yaptığı iz bulunur. İran'da camilerde bu taşlar hemen girişte bulunur. İsfahan İmam Camii'nden hatıra olarak aldığım Mührü Namaz.
29 Kasım 2010 Pazartesi
İran-Akdeniz Üzerine
Sekizinci bölümü yazarken bir ara Park Güell'e gitmiştim. Orada Gaudi'nin kullandığı çini üslûbuyla İran'da karşılaştıklarım arasında bir benzerlik olduğunu farkettim. Hatta bloga birşeyler yazdım fakat Çar Bağ -La Rambla benzerliğiyle beraber aşırı bir yorum olacağını düşündüm ve sildim. Zihnimde İran-Akdeniz havzasının bir blok olarak etkileşim bölgesi olduğu fikri oluştu ve fakat bunu bir çini, bir bir yol yapma ûsulüne dayandıramazdım. Ama sonra şu sıralar ikinci cildini yarıladığım Marshall Hodgson'un İslam'ın Serüveni adlı kitabında yukarıda belirtiklerime benzer ifadelerle karşılaştım. Ustadın yorumu, birkaç resimle birlikte :
"Akdeniz ve Nil-Amuderya bölgeleri, birbirlerine, her zaman uygarlığın diğer çekirdek alanlarından daha sıkı bir şekilde bağlıydılar. Bu iki bölgeye yüksek-kültürel bir seviyede bile, tek-tanrıcı dini geleneğin ve ortak bir bilimsel ve felsefi mirasın her ikisini de paylaştılar. Bu ilişki sadece, iki bölge arasında hiçbir coğrafi engelin olmamasının doğrudan sonucu değildi. Bereketli Hilal'in kurak iç sahası ve İran dağlık arazileri ve güney Avrupa'nın denizle kuşatılmış yarımadaları arasındaki apaçık zıtlıklara rağmen, insanları ırk bakımından bile benzerdi; ve şimdi bile, bir seyyahın komşu Hindistan, ya da kuzay Avrupa ya da Sudan topraklarında keskin bir zıtlık hissedebileceği folk özelliklerinin, Afganistan'dan Türkiye ve Yunanistan boyunca İspanya'ya kadar açık bir devamlılık arzettiği izlenebilir. Bazı amaçlarla bir "İran-Akdeniz" kültür bölgesinden söz etmenin sakıncası yoktur. Özellikle, İran dağlık arazilerinden batı Akdeniz'e kadar olan toprakların belirli herhangi bir zamanda, benzer birçok kurum ve toplumsal beklentilerle birlikte, uzun zaman şehir kültürünün nisbetten mütecânis bir modelini paylaştıkları ve nu mütecânisliğin İslam'ın doğuşundan çok sonraya kadar devam ettiği gözlenmiştir."
Marshall G. S. Hodgson İslam'ın Serüveni, cilt 2, sayfa 76, İz yayıncılık, İstanbul 1993.
Etiketler:
Akdeniz,
İran,
İslam'ın Serüveni,
İspanya,
Marshall Hodgson
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)