Esfahan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Esfahan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2011 Çarşamba

II. İran Seferi Bölüm 13, İsfahan

Akşam olunca Siesepol köprüsüne çay içmeye iniyoruz, Çar Bağı kat ederek. Köprünün ismi 33 kemerli anlamına gelmekte. Köprünün ayaklarının altındaki çayhaneye iniyoruz. Ama çayhanenin iki sene önceki halinden eser kalmamış. İlk geldiğimde duvarları çeşitli resimler ve eşyalar ile kaplı olan çayhane şimdi sadece çıplak duvarlara sahip. Çayımızı alıp masalardan birine oturuyoruz. Muhabbet eşliğinde çayımızı yudumlayıp seyahatimizin diğer bir safhası olan Şiraz hakkında konuşuyoruz. Şiraz'da neler yapacağımızı planlıyoruz.




İlk İran seferinde İsfahan'da Emir Kebir'de tanıştığım seyyahlar. Sağ baştan; Leh Marek, Danimarkalı Bjorn ve Morten ve ben. Marek Krakov'dan İsfahan'dan halı satın alıp ticaretini yapıyordu. Bjorn ise Kopenagh'tan bisikletle İsfahan'a altı ayda yol kat etmişti. Morten ise Türkiye üzerinden Azerbaycan, Ermenistan'ı gezerek İran'a gelmişti. Morten ile İsfahan'dan sonra Şiraz'ı ve Yezd'i beraber gezmiştik. Bu ayrı bir macera belki kısmi olarak sonra yazabilirim.


















21 Ocak 2011 Cuma

II. İran Seferi, Bölüm 12, İsfahan

Bülent ile yemekten sonra çay ve nargile içebileceğimiz bir yer bakıyoruz. Rehber kitap sağolsun çok iyi bir yer öneriyor. İmam Camii'nin tam karşısında pazara giriş kapısının yanında bir çayhane. Bulmacavari kapısını bulup yukarı çıkıyoruz. Terasa çıkıncı bütün meydan ayaklarımızın altına seriliyor. Çay ve nargile söylüyoruz. Nargilemizi tüttürüp çayımızı yudumlarken yanımızda bulunanlardan biri Azerice konuşmaya başlıyor. Güzel bir sohbet oluyor. Daha önce Türkiye'ye geldiğini ve çok sevdiğini söylüyor. Nargilemizi nefeslerken seyahatimizin istikameti hakkında da konuşuyoruz. Bundan sonraki durağımız Şiraz hakkında konuşuyoruz.Aşağıdaki ilk resim İmam Camii'nin taç kapısının üzerinden I. İran seferinde çekilmiştir.








13 Ocak 2011 Perşembe

II. İran Seferi, Bölüm 11, İsfahan







Kırk Sütun Sarayından çıktıktan sonra hafif bir açlık ile yolumuzu yemek yiyeceğimiz bir yöne çeviriyoruz. Bir önceki gelişimde gittiğim Nakşı Cihan Meydan'ında Şeyh Lütfullah Camii'nin yakınındaki Sofrahane Sonnati'ye. Sedirlerin üzerinde klasik yer sofrasında İran'ın geleneksel yemeklerini yiyebileceğiniz bir yer. Bülent "Dizi (Ab Guşt)" istiyor. Güveç- havan karışımında gelen içinde türlüye benzeyen ( et, fasulye, patates, domates) yemek bir tokmak ile ezilip yenmeye hazır ediliyor. Bülent nasıl yapıldığını bilmediği için getiren garsondan yardım istiyor. Ben de kebap yemeği tercih ediyorum. Yanında da İran'da her yerde içebileceğiniz alkolsüz bira.