Ali Kapu Sarayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ali Kapu Sarayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2011 Cuma

II. İran Seferi, Bölüm 12, İsfahan

Bülent ile yemekten sonra çay ve nargile içebileceğimiz bir yer bakıyoruz. Rehber kitap sağolsun çok iyi bir yer öneriyor. İmam Camii'nin tam karşısında pazara giriş kapısının yanında bir çayhane. Bulmacavari kapısını bulup yukarı çıkıyoruz. Terasa çıkıncı bütün meydan ayaklarımızın altına seriliyor. Çay ve nargile söylüyoruz. Nargilemizi tüttürüp çayımızı yudumlarken yanımızda bulunanlardan biri Azerice konuşmaya başlıyor. Güzel bir sohbet oluyor. Daha önce Türkiye'ye geldiğini ve çok sevdiğini söylüyor. Nargilemizi nefeslerken seyahatimizin istikameti hakkında da konuşuyoruz. Bundan sonraki durağımız Şiraz hakkında konuşuyoruz.Aşağıdaki ilk resim İmam Camii'nin taç kapısının üzerinden I. İran seferinde çekilmiştir.








4 Ocak 2011 Salı

Nakşı Cihan Meydanı, Video

Nakşı Cihan meydanı ile ilgili birkaç video.


28 Aralık 2010 Salı

II. İran Seferi, Bölüm 10, İsfahan



Nakşı Cihan Meydanında kara kalem çalışanların arasından geçerek Çehel Sutuno Sarayına (kırk sütün) gidiyoruz. Saray meydandan yürüyerek beş dakika uzaklıkta Ali Kapı sarayının tam arkasında bulunmakta. Şah Abbas'ın İsfahan'da yaptırdığı bir başka nadide eser. Sarayın çok geniş bir bahçesi var, önünde büyük bir havuz. İsmini de bu havuzdan dolayı alıyor. Aslında sarayın ana girişinde yirmi sütün bulunmakta fakat bunların havuzdaki yansımalarından dolayı kırk sütün sarayı denmekte. Sütunlar ahşaptan yapılmış ayaklarında taştan yapılmış aslan figürleri bulunmakta. Sütunların üzerini kapatan tavanda değişik geometrik formlarla bezenmiş. Sütünlardan sonraki ana giriş kapısı aynalarla kaplanmış. Büyük salona dar koridorlardan sonra ulaşılıyor. Buranın dört bir yanı duvar resimleriyle kaplı. Bunlardan bir tanesi, I. Selim ile Şah İsmail'in harbe tutuştuğu Çaldıran meydan muharebesini tasvir ediyor. İlginçtir ki bu muharebede Şah İsmail mağlup olmasına rağmen bu durumu sarayın duvarlarına taşımışlardır. Hatta altında Şah İsmail'in cebehane eksikliğinden dolayı mağlup olduğuna dair bir not düşmelerine rağmen. Bunun dışında Özbek Hanı ile işret meclisini tasvir eden bir başka duvar resmi de mevcut.

22 Kasım 2010 Pazartesi

II. İran Seferi, Bölüm 9, İsfahan




















Bülent'le çimlerin üzerinde yürüyerek Ali Kapu Sarayına giriyoruz. Dar merdivenlerden sarayın balkonuna çıkıyoruz. Burası Nakşı Cihan Meydanı'na en hakim noktalardan birisi. Meydanın tam orta noktasında bulunuyor. Karşısında Şeyh Lütfullah Camii var. Aralında ise büyük bir havuz. Burası Safevi döneminde hükümet sarayı olarak kullanılmış. İsmi de İstanbul için kullanılan Bab Âli'nin Türkçesi. Meydana şöyle bir bakıştan sonra, musiki odasına çıkıyoruz. Burası akustik olarak tasarlanmış ve yankı yapmayan bir oda. Sarayın faal olduğu dönemde musiki bu odada yapılmaktaymış. Saraydan çıktıktan sonra yönümüzü Şeyh Lütfullah Camiine çeviriyoruz. Hali hazırda ibadet için kullanılmamakta olan cami sadece ziyarete açık. Safevi dönemi eseri olan bu cami sedece saray halkının kullanımı için yapılmış. Bundan dolayı caminin minaresi yok. Safevi dönemi mimarisinin en güzel örneklerinden içi-dışı, gözle görülen her yeri çinilerle kaplanmış. Çinilerde kullanılan renkler mavi, sarı, turkuaz, yeşil. Boyut olarak Rüstem Paşa Camii kadar. Ama Şeyh Lütfullah Camii'nin çini işçiliği mukayese edimeyecek kadar güzel. Günün her vakti değişik bir renk çümbüşü sergilenmekte. Biz gittiğimizde de öğleni biraz geçmiş olduğu için içerideki renkler çok canlı gözükmekte. İçeride gölgeleri bırakarak tekrar meydana çıkıyoruz.